Kafka’yı Almanca mı okumalı, Proust’u Fransızca mı? Bu soruyu yüksek sesle soran okuyucu genellikle iki yanıtla karşılaşır: birincisi, mümkünse evet; ikincisi, iyi çeviri de yeterlidir. Her iki yanıt da kısmen doğrudur. Ama gerçek tablo daha karmaşık ve dürüst bir tartışmayı hak ediyor.
Çevirinin Kaçınılmaz Kaybı
Herhangi bir çeviri, orijinalin yüzde yüzünü taşıyamaz. Dil, yalnızca kelimeler ve cümleler değil; o dilde var olan kavram yapıları, çağrışım ağları ve ritim örüntüleridir. Nabokov’un İngilizce Lolita’sı ile Fransızca Lolita’sı birbirinden farklı deneyimler sunar; her ikisi de Nabokov’a aittir ama dile özgü müzikalitesi değişir. Bu kayıp gerçektir ve inkâr etmek dürüst değildir.
Ama İyi Çeviri Bazen Daha Fazlasını Yaratır
Çeviri her zaman yalnızca kayıp değildir. Büyük çevirmenler metni hedef dilde yeniden yaratır. Türkçe edebiyatta bu en iyi örneği Sabahattin Ali’nin Hermann Hesse çevirilerinde görmek mümkündür; metinler Türkçede öylesine akıcı ve derin hissettirir ki okuyucu bu deneyimin bir çeviriden geldiğini unutur. Benzer biçimde Orhan Pamuk’u İngilizce okuyan bir Amerikalı, Maureen Freely’nin çevirisi sayesinde Pamuk’a özgü iç sesi anadili kadar doğal bulabilir.
Tür Farkı: Şiirde ve Nesirde Durum Farklı
Şiiri özgün dilde okumak ile nesiri özgün dilde okumak aynı düzeyde zorunluluk taşımaz. Şiirde ses, ritim ve ses yapısı (fonem örüntüsü) anlam taşıyan unsurlardır; çeviri bu boyutu neredeyse her zaman kısmen yitirir. Bu yüzden şiiri özgün dilde okuyamıyorsanız iki ayrı çeviriyi karşılaştırarak okumak daha aydınlatıcı olabilir. Nesirde ise iyi bir çeviri, anlatısal deneyimi büyük ölçüde aktarabilir.
Hangi Durumda Özgün Dil Şart?
- Akademik ya da mesleki amaçla okuyorsanız: terminolojinin özgün biçimi önemlidir
- Yazar üzerine araştırma yapıyorsanız: çevirideki yorumlar sizi yanıltabilir
- Şiir ya da deneme okuyorsanız: ses ve ritim çeviride kaybolur
- Çevirmenin güvenilirliği hakkında bilginiz yoksa: kötü çeviri özgün dilden daha kötü bir deneyim sunar
Çevirmeni Tanımak Neden Önemlidir?
Bir kitabın kapağında yazar kadar çevirmenin adına da dikkat edin. Türkçede Kafka çevirileriyle tanınan Kamuran Şipal, Dostoyevski çevirileriyle Nihal Yeğinobalı ve Camus çevirileriyle Vedat Günyol gibi isimler yalnızca aktaran değil; dönüştüren çevirmenlerdir. Aynı romanın farklı çevirmenler tarafından yapılmış iki Türkçe versiyonunu karşılaştırmak, çevirmenin ne kadar belirleyici olduğunu somut biçimde gösterir. Dostoevski’nin Suç ve Ceza’sının iki farklı Türkçe çevirisinden bir paragrafı yan yana okumak bu farkı saniyeler içinde hissettirir.
Yabancı Dil Seviyenizi Aşmayan Bir Hedef: İki Dilli Okuma
Özgün dilde okuma hedefi koyarken dil seviyenizin çok üzerinde bir metne girmek yorgunluk ve hayal kırıklığı yaratır. Pratik bir çözüm ikili baskıları (bilingual editions) kullanmaktır: sol sayfada özgün dil, sağ sayfada çeviri. Bu format özellikle şiirde yaygındır; Türkçede bazı yayınevleri (Adam, YKY, Sel) zaman zaman bu formatta kitap basar. Böylece hem özgün sesin tadına varırsınız hem de anlamı kaybetmezsiniz.
Sonuçta Hangi Dil Doğru Dil?
Sizi okutan dil, doğru dildir. Okuma deneyimini dilin özgünlüğünden daha önemli bir filtre yok. Eğer yabancı dilde okumak sizi yavaşlatıyor, metne değil sözcüklere odaklanmanıza yol açıyorsa iyi bir Türkçe çeviri o anda çok daha değerli bir okuma deneyimi sunar. Ama aynı kitabı yıllarca sevdiyseniz ve o dili öğrendiyseniz, özgün dilde bir daha okumak bambaşka bir kapıyı aralar.